Kültür-Turizm

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TOPRAK ANANIN İKRAMIDIR;

       KENGER (KERENG)

Doğa ile ilişki içinde olan ilk insandan bu yana, insan soyu kendini ve gereksinimlerini doğadan bulmuş. Önce toplayıcılıkla başlamış ilk insanlar, toplarken de deneme-yanılma yöntemiyle doğada biten her ürünle tanış olmuş. Kengerle de tanışıklık işte böyle olmuş. Ve Kenger yoksul aşı olmuş.

Pervari İlçemiz, coğrafi konumundan dolayı kışların uzun sürdüğü bir yerleşim birimidir. Kış mevsimi boyunca yağan karın bir gelinlik gibi süslediği dağlar, yamaçlar,ovalar havaların ısınmasıyla yemyeşil bir örtüyü bürünür.Yüksekliğin yer yer 2500 metreyi bulmasından dolayı ilçemizin bitki florası çok çeşitlilik göstermektedir.

İşte İlkbahar , bizim buralarda başka mekanlarda bu yoğunlukta yetişmeyen çeşitli bitkilerin insanla ,canlıyla buluştuğu mevsimdir.Kenger bu bitkilerin en ünlülerindendir.Genellikle yumuşak toprak diyebileceğimiz zeminlerde , yamaçlarda , düzlüklerde ve de nadasa bırakılan tarlalarda  yetişir.Dikenli bir bitki olan kenger , doğada yaban olarak kendiliğinden biter.Bilimsel adı “GUNDELİA TOURNEFORTİ”  olan Kenger, bölge insanı tarafından “ KERENG” olarak bilinir.

 

 

 

 

 

Temizlenmemiş Kenger                          Kenger Turşusu

  Kenger mevsimi geldiği zaman mahalledeki kadınlar bir gün öncesinden haberleşirler. Sabah ezanının okunmasını dört gözle bekleyen kadınlar omuzlarında heybeleri , ellerinde “Avıdık” (Avıdık: Yaklaşık bir metre uzunluğunda, balta sapı kalınlığında ucu sivri demirden yapılmış bir araçtır.) ve küçük bıçaklarla, düğün yerine gider gibi keyifli bir şekilde gruplar halinde kenger toplamaya giderler.Yumuşak toprakta yetişen Kengerleri çıkarmak daha kolay olduğundan genellikle bu tür yerler tercih edilir.Kenger toplamanın zamanlaması çok iyi yapılmalıdır.Yöre insanının “Bukik” dediği topraktan yeni baş verdiği an yakalanmalıdır.Kengerin kabul göreni bu yeni baş veren taze dönemidir.

Uzun ,  yorucu ve bir o kadarda keyifli uğraşlardan sonra toplanarak getirilen Kenger’ler değişik şekillerde kullanılsa da genellikle üç şekilde değerlendirilir.     

 

Birincisi; dikenlerinden ayıklanarak çiğ olarak yenilir. İkincisi; Dikenlerinden ayıklanıp yıkanır ve küp küp doğranarak suda kaynatılır.Suyu sıkılarak süzülür.Yağ kızdırılıp , kengerler tuz, biber salça ve az sarımsak la karıştırılır.Daha sonra üzerine yumurta kırılarak pişirilir ve servis yapılır.Yanında bir de sıcacık Tandır ekmeği olursa tadına doyum olmaz.Üçüncüsü; Kengerler ayıklanıp yıkanır yaklaşık bir hafta tuzlu suda bekletildikten sonra sofralardaki yerini turşu olarak alır.Tuzlu sudan çıkarılan Kengerler hemen tüketilmezse beyaz olan rengi hemen siyahlaşır.

Yumurtalı Kenger

         Pervari’den bir şekilde ayrılanlar Kenger zamanını bildiklerinden; ayıklanmış, dikenlerinden temizlenmiş Kengeri özel siparişle isterler.     

Yazan : İshak SAYIN

Halk Eğitim Merkezi Md.

   PERVARİ’DE CENAZE TÖRENİ 

      HER ÖLÜM ERKENDİR

Pervari ilçemiz tarihimizin ve kültürümüzün derinliklerinden gelen cenaze  merasiminin yardımlaşma ve dayanışma duyguları içinde en güzel şekilde ifa  edildiği yerlerden biridir.

Ölünün ölüm haberi camii imamı tarafından okunan Sala ile tüm ilçeye duyurulur. Ölüm haberini alan ölünün akrabaları, komşuları ve dostları hemen cenaze evine koşarlar. Evde ölünün yıkanma işlemleri yapılırken diğer taraftan mezarlıkta bir hareketlilik başlar. Mezar kazıcılar-ki onlar yüzlerce mezar kazmış olan genelde aynı kişilerdir-  mezar kazma işini ustalıkla, hiçbir ücret almadan yaparlar. Onlar çalışırken cenaze yakınları tarafından getirilen lokum, bisküvi ve diğer ikramlar mezarlıkta kendilerine sunulur. Cenazelerimiz, hava şartları ne olursa olsun, günün hangi saati olursa olsun hiçbir şekilde 12 saatten fazla yerde kalmaz. Yıkama işlemi biten cenaze 25-30 kişinin omuzlarında, ölü yakınları tarafından yakılan ağıtlarla cami’ye götürülür. Cenaze namazı kılındıktan sonra mezarın hazır olması beklenir. Bu bekleme sırasında cenazenin ruhuna Kuran-ı Kerim okunur.

            Taze ölüyü bekleyen mezar, uzun uğraşlardan sonra hazır olduktan sonra -belki de ilk defa omuzlarda taşınıyor ölen kişi- kalabalık bir topluluğun katılımıyla ağır ağır son yolculuğuna uğurlanır. Mezarlığın kapısına yaklaşıldığında hep bir ağızdan Salavat-ı Şerif-e getirilir. Defin sırasında imam dini vecibeleri yerine getirdikten sonra, topluluğa dönüp:

-Hakkınızı helal ediyor musunuz? diye sorar.

Kalabalıktan uğultulu ve içten bir “helal olsun” sesi yükselir.

        İmamın müsaadesinden sonra kalabalık dağılır. Dağılan kalabalık içerisinde olan cenazenin  yakınları bir yakın tarafından verilen  yemeğe davet edilir. Bir hafta boyunca taziye evinde yemek pişirilmez. Yemek ihtiyacı akrabalar ve komşular tarafından karşılanır. Yemekten sonra taziyelerin kabulü için cenaze evine gidilir. Taziye evine şeker, bulgur, buğday götürmek köklü geleneklerimizdendir.

Ayrıca cenazeye olan saygının göstergesi olarak ölen kişi kim olursa olsun, işyeri sahipleri televizyon, teyp gibi eğlence araçlarını kapalı tutarlar. Bu kapatma ölü yakınlarından birisinin bu işyerlerini ziyareti ile sona erer. Bu süre bazen iki-üç gün sürebiliyor .Bunun dışında gene ölüye olan saygının göstergesi olarak düğünler, eğlenceler ertelenir, kimse yıkadığı çamaşırları dışarıya asmaz. Bu durum, taziye evinin sembolik olarak temiz bir çamaşırı görünür bir yere serene kadar devam eder.

Bir topluluğun ölülerine hürmet göstermesi, cenazelerini güzel ve adabına uygun olarak geniş kitlelerin katılımıyla kaldırması o toplulukta yardımlaşma ve dayanışma duygularının üst düzeyde olduğunun göstergesidir.

Yazan : İshak SAYIN

Halk Eğitim Merkezi Md.

                                                                                       

 

ABDURRAHMAN BİN AVF TÜRBESİ (DARA SER ZER):

    İlçenin 8 km. uzaklıkta Yukarı Balcılar Köyünün yakınlarında bulunmaktadır. Daha hayatta iken cennetle müjdelenen on sahabeden biri (Aşere-i Mübeşşere) Abdurrahman b. Avf 581’li yıllarda Mekke’de doğduğu ve peygamberimize ilk iman eden sahabelerden olduğu belirtilmektedir. Genç yaşından beri ticaretle uğraşan, Peygamberimizin bütün savaşlarına katılan Abdurrahman b. Avf yetmişbeş yaşlarında vefat etti. Yöre halkı tarafından Yukarı Balcılar Köyünün civarında bulunan türbede defnedildiğine inanılmakta ve burası bölgenin en önemli ziyaretlerinden biridir.

        Yakın bir zamanda mermerden yapılmış mezarın üzerindeki şahidede “Abdurrahman b. Avf Aşere-i Mübeşşere’den Radiyallah-u Anh-u El Fatiha” yazısı celi sülüs karakteri ile yazılmıştır. Alt kısımda geometrik şekillere yer verilmiştir.

        Abdurrahman b. Avf  Hazretlerini ziyaret edenler, dileklerinin yerine geleceği inancıyla adak hayvanlarla birlikte ibrikten tencereye kadar çeşitli araç gereçlerini getirmektedirler.

        Türbenin hemen yanında bulunan meşe türü bir ağaç, yapraklarını kış aylarında bile dökmediği ve her zaman sarımsı rengini koruduğu gözlenmektedir.

 

PALAMUTLU KÖYÜ HANI:

        Kalenin alt kısmında bulunan han kalıntılarıdır. Kim tarafından yaptırıldığı ve hangi döneme ait olduğu bilinmemektedir.

        Tek sahandan oluşan han kalıntısı kesme ve moloz taş malzeme ile inşa edilmiştir. Giriş duvarı ve karşısındaki duvar yıkık durumdadır. Üst örtüsü halen mevcut olup, beşik tonozdur.

BİN YILLIK MENENGİÇ AĞACI 

Bu yaşlı  menengiç  ağacının tarihi çok eskilere dayanmaktadır.Rivayetlere dayanarak  yaklaşık 1000 yıldan beri var olduğunu söyleyebiliriz. Halk arasında ‘Bena Veris’ olarak bilinen  bu yaşlı ağacın çevresi yaklaşık 14 metredir.

İnsanoğlu doğasında var olan sevgiyi bazen bir insana ,bazen bir hayvana, bazen de bir ağaca verir.Ve sevdiğine de kendinden bir anlam yükler.İşte bu yaşlı menengiç ağacı biz Pervarililerin iç dünyasını zenginleştirirken mezarlıkta oluşu da ölüm duygusunu çok yoğun bir şekilde yaşamamıza neden olur.

Ölüm döşeğinde olan veya çok sıkıntılı bir ruh halinde olanın dişlerinin arasından ‘Kurtuluş ve huzur ancak Bena Veris’in (menengiç  ağacının) dibindedir ’sözcükleri süzülür . Pervari’de ölüm,musalla taşı,kabir,mezar  gibi kavramların yerine doğanın kucağında kendiliğinden yetişmiş bu  on asırlık ağacın dili ile güzelleme yapılır.

Biz Pervari halkı bu kadim melengiç ağacına aşığız. Çünkü O’nu bağrımızda yetiştirdik.O’nu  bin yıl öncesinden bu günlere getirdik.O ise bize hep ölümün  öteki yüzünü hatırlattı.

Yazan: Mazhar ACAR

 

 

 

 

 

 

   

   

 

 

 

Sitemize Hoşgeldiniz

 

 

 

 
Google
   
 
 

 

 

Siirt'te Hava Durumu - www.meteor.gov.tr

Güncel Duyurular

 

Yararlı Linkler 
T.C. Kimlik No Sorgulama
Vergi Kimlik No Sorgulama
Bağkur İşlemleri
SSK İşlemleri
Valiliklere ait Telefonlar
Kaymakamlıklara ait Telefonlar
Alan Kodları ve Telefon Rehberi